From the monthly archives:
Nisan 2009
yazan BasakEsin , 27 Nisan, 2009
O kadar çok yazılacak şey var ki, canınızı sıkmamak için madde madde bahsedip geçmek daha iyi diye düşündüm… Çünkü bu blog okuyucularının çoğu İstanbul’da oturuyor ve bana ilginç gelen şeyler onlar için sıradan şeyler…
- Öncelikle ilk gün gittiğimiz Yeidkule çevresinde on milyon nüfuslu İstanbul’da kimseye rastlamayışımız yadırganmakla birlikte parkta oynanarak tadı çıkarıldı.
- Sirikeci’ye gidip fotoğraf makinesi servise verildiği için fotoğraf çekilemedi hep mankenlik yapıldı…
- İstanbul’un aslında büyük olmadığını iki sokakta bir semt adı değiştiği için büyükmüş gibi geldiği izlenimine kapılındı zira heryere yürüyerek gidildi.
- Eminönü’nde balık-ekmek yendi Tophane’de çay içildi ve İstanbul’un abartı pahalı olduğuna karar verildi.
- Eminönü’nden adını hatırlayamadığım bir yere köprüyle geçildi… Defalarca geçilmesine rağmen ben Haliç’i geçip hala Avrupa’da olduğumuzu algılamakta zorlandım :)
- İkinci gün gittiğimiz İstanbul Üniversitesi’nin kapısından kovulduk. Neymiş efendim öğrenciler dışındaki Türkler giremezmiş. Elin Japon’u Çinli’si girdi ama!!! Onlar turistmiş… İnsan kendi ülkesinde bu kadar aşağılanamaz deyip azmettik kaçakta olsa girdik!!! Öyle daha eğlenceli oldu :)
- Kapalıçarşı beklentilerin çok altında çıktı… Tamamen turistik bişi olmuş.
- Arasokakların birinde Çengelköy hıyarı yendi.
- MüzeKart çıkartıldı.Artık Türkiye’deki tüm müzelere ücretsiz girilinebilir. Hatta müze kart boşa gitmesin diye babam ziyarette bile müze kart geçirilebilir.
- Topkapı ve Ayasofya gezildi, hayran kalındı… İnsanlar itiş kakış gezmeme neden olmasalar daha güzel olurdu…
- Ortaköy’e gidildi macun yendi :)
- Akşam Taksim’e gidildi, yorgunluk nedeniyle çok gezilmeden dönüldü :(
- Galata Kulesi yanından geçildi.
- Vapurla Kadıköy’e gidildi.Bostanlı’ya benzediğine karar verilip dönüldü.
- Tramvay duraklarının açıkta olmasına rağmen insanların akbil basarak geçmesine anlam verilemedi.
- İzmir’İn daha modern ve güzel bir görünüme sahip olduğu düşünüldü ve AK Parti’nin İstanbul’da seçimi kazanmasıyla ilgili kafamda hiçbir soru işareti kalmadı.
Sonuç : Çok güzel bir tail geçirildi ve okula dönüldüğünde herşeyin aynı tas aynı hamam devam ettiği ve son 1 ay da olsa ders çalışılması gerektiği anlaşılarak büyük bir hayal kırıklığı yaşandı :( Ola ki İzmir’de hayatımı geçindirecek bir maaşla iş bulursam İzmir’de yaşamaya sadece Boğaz’da yemek yemeye ve tatile İstanbul’a gidilmesi uygun görüldü. Gene de İstanbul’daki iş tekliflerine açık olunduğu da unutulmaması gereken bir gerçek olarak beyinlere kazındı :P
yazan BasakEsin , 25 Nisan, 2009
Blog ben İstanbul’dayım… Sürekli geziyorum, hatta sürekli yürüyorum , ayaklarım şişti yürümekten… Ben yokken uslu uslu durup BÖ ‘de oyunu arttırdığın için bi aferim sana … Ne yaptın ne ettin oralarda dersen şimdilik fotoğraf olmadığı için yazamıyorum … Fotoğraf makinemi servise verdim… Soner’den fotoğraf beklicem.Dönünce hepsini anlatırım :P Şimdilik bu kadar yaşıyorum haber vereyim dedim :P
yazan BasakEsin , 18 Nisan, 2009

Lipton Yellow Label Tea tanıtımı için Rabarba reklam ajansı tarafından Şenay Gürler ile hazırlanmış bir reklam kampanyası herseyi bilen kadın. Reklam kampanyası için yapılan sitede Şenay Gürler aklınızdan bir nesne tutmanızı ve onun sorularına cevap vermenizi istiyor. 20 cevabın ardından tuttuğunuz nesneyi tahmin ediyor ve genel de doğru çıkıyor… Haa ola ki yanlış cevap verdi, bir 5 soru daha soruyor ve biliyor :) (Daha doğrusu ben de hiç bilemediği olmadı) Hem oyunun eğlenceli olması,site görsellerinin güzel olması ve Şenay Gürler’in tavırları-mimikleri kampanyayı çok güzel kılmış. Bu konuda Rabarba reklam ajansını tebrik ederim… Bu soruların cevabı nasıl veriliyor sırlarınızı bekliyoruz :)
Oyuna başlamak için : www.herseyibilenkadin.com
yazan BasakEsin , 17 Nisan, 2009
Gene bir mim ile karşınızdayım. Melih masaüstü görüntümü paylaşmamı istemiş ama bu görüntüyü yayınlamaktan çekiniyorum açıkçası biraz kişiliğimi ortaya koyuyor :) Çünkü fen halde dağınık… Ben gerekli herşeyimi genelde masaüstünde tuttuğum için böyle oluyor yoksa hepsi belli bir düzen içinde :P Arka plan ise smashing magazine ‘in Nisan ayı duvar kağıtlarından birisi… (Alp Hoca’mın öğrencisiyim :) ) Kullandığım programlara gelince Firefox’un göçmesini ardından Chrome ‘a geçiş yaptım onu kullanıyorum en çok, Chrome’dan sonra da doğal olarak SuperNEC ve MATLAB benim olmasa da hocalarımın favorisi :)
İşte ekran görüntüm…

yazan BasakEsin , 17 Nisan, 2009
Evet şimdi başlığa bakıp neden böyle yazdığımı sorabilirsiniz ama iki üç gündür düşünüyorum da basakesin.net’in istatistikleri neden düşüyor diye en sonunda buldum :) Yeni açılmış bir blog yeni doğan bebeğe benziyor ve siz onunla her dakika ilgilenerek onu geliştirmeniz gerekiyor… Biraz zaman geçtiğinde bebek büyüyor ve yavaş yavaş kendi bir şeyleri yapmayı beceriyor, sizin ayırdığınız zaman azalıyor ve en sonunda da kendi kendini büyütüyor… (bu sanırım çok büyük komunite blogları için geçerli). İşte blogda öyle ben yıllardır basakesin.net ile uğraşıyordum sonra herseyinside ı açtık ve o yeni doğdu diye onunla ilgilenmeye başladım ama farkettim ki basakesin.net daha o kadar da büyümemiş :( Tüm değerler düştü ve bu benim içimi acıtıyor :( Söz veriyorum blog sana İstanbul dönüşü seninle çok ilgilenicem bak sana bi sürü fotoğraflar getiricem :) Ben ikinize de yeterim :P
yazan BasakEsin , 13 Nisan, 2009
Ferhad bana bir mim göndermiş fakat yazmaya ancak vakit bulabiliyorum :( Mimin konusu benim bugüne kadar ki lakaplarım.
Zaten benim önemsediğim bir kaç tane var onları da hikayesiyle yazayım…
Besin : En çok kullanılarını BasakESİN’in kısaltması… Hatta daha önceki blog adresim de besin.iyte.org şeklindeydi.
Çirkin Ördek Yavrusu : Lisede saçlarım kısacıktı sonra da uzatma dönemine geçince; o ara dönem baya komik oldu… (kabul ediyorum kısayken de komikti) o dönemde çirkin ördek yavrusuna benziyordum :)
Tak Tak Neriman : Bu tamamen Dilek ve Dicle’Nin uydurması topuklu ayakkabılarımı çekemeyip çıkardığı sesle dalga geçiyorlardı…
Armut , Kurbağa : Armut ve Kurbağa’ya da ağladığım da ve kızdığımda benziyormuşum ama bence alakası yok…
Bir de Selim’in taktığı ve kavga ettiğimiz milyonlarca lakap var ama şimdi hepsini sayamıcam saydıkça ona kızıyorum :))
Ben de bu mimi uzun zamandır kendi bloguna zaman ayıramayan ve başka projelere yoğunlaşan (Kimbununsahibi,okulu bitirmek :P ) Ömer‘e yolluyorum…
yazan BasakEsin , 11 Nisan, 2009

Hehe başlık birazcık seçimlerden önce rastladığımız cinsten oldu ama içimden geldi :) Geçenlerde Blog Ödülleri ile ilgili bir yazı yazmıştım, şimdi de bu oylamanın başladığını sizlerle paylaşmaktan mutluluk duyuyorum :) Bu sene daha 2. si düzenlenmesine rağmen çok büyük bir katılım olduğu söyleniyor bu aslında oy kullanacak kullanıcılar için güzel bir fırsat bir çok yeni blog keşfedebilirsiniz… Oylamaya katılmak için 1 dakikanızı ayırıp kayıt yapmanız gerekiyor daha sonraki zamanlama size kalmış :) İster tüm blogları gezerek kime oy vereceğinize karar verirsiniz ya da oy vereceğiniz bloglar belliyse hemen oyunuzu verebilirsiniz. Ben tarafsız olarak oylamanın başladığını duyurdum ama siz de BasakEsin.net in KİŞİSEL kategorisinde yarıştığını unutmayın :)
Not: Bu yazıyı önceden yazıp gece yayınlanması için bıraktığım için yazıda yanlışlıklar var ise affedin :) Sabah düzeltirim :) Ayrıca bu blogda kullanılan blog ödülleri bannerları için sunipeyk‘e teşekkürler…
yazan BasakEsin , 10 Nisan, 2009

Merhaba Arkadaşlar,
İYTE-IEEE Öğrenci Topluluğu olarak, 16 Nisan 2009 Perşembe günü saat 13:00‘de, Pixar Animasyon Stüdyolarında Görsel Efekt Süpervizörü olarak çalıştıktan sonra yakın bir tarihte yurda dönerek AROG filmi Görsel Efekt Yönetmenliği görevini üstlenen Erdem Taylan ve AROG filmi Üç Boyutlu Görsel Efekt ekibinden Alper Sarıkaya ile Haluk Demirel, hem Pixar Animasyon Filmlerindeki, hem de AROG filmindeki, Türk Sineması için bir çok yenilik içeren görsel efektlerin yapılma aşamaları ile ilgili bir seminer vereceklerdir. Daha çok görsel bir söyleşi şeklinde gerçekleşecek olan seminer programı aşağıdaki gibidir:
- Yer : İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü – Urla – Gülbahçe
- Salon : Prof. Dr. Erdal Saygın Amfisi
- Tarih : 16 Nisan 2009 Perşembe
- Saat : 13:00
- Program :
- Açılış Konuşmaları
- AROG Görsel Efekt Çalışmaları
- Soru Cevap 1
- Pixar Filmlerindeki Görsel Efekt çalışmaları
- Soru Cevap 2
- Kapanış ( 15.30 )
- Bilgi : http://www.erdemtaylan.com/blog
Seminer sırasında konuşmacılarımız, görsel efekt çalışmalarına hem sanatsal hem de teknik açıdan nasıl yaklaştıklarını, düşünce ve çalışma sistemlerini, sinemada izlediğimiz efektlerin nasıl bir fikirden bir resme dönüştüğünü örneklerle anlatacak, deneyimlerini görsel bir şekilde bize sunacaklardır. Konu hem teknik hem de sanatsal olduğu için, değişik disiplinlerden herkesin yararlanabileceğini düşündüğümüz bu görsel seminere katılmak üzere hepinizi seminerimize bekliyoruz.
Not : Bu yazı Erdem Taylan tarafından hazırlanmıştır. Ben de daha çok insana ulaşabilmesi için blogumda yayınlıyorum.
yazan BasakEsin , 9 Nisan, 2009
Dün ömrü hayatımda ilk defa tenis oynadım ve o andan beri tırnağımdan saç tellerime kadar heryerim ağrıyor :( Neyse çok fena gaza geldik ; artık çarşambayı bizim bölümün spor günü ilan ediyorum :) Erkekler hocalarla futbol maçı yaparken biz de tenis raketiyle güreşiyoruz :)Sizlerle de havada uçtuğumuz anları paylaşmak istedim.



Not: Benim botlar dikkat çekmesin diye resimleri küçük koydum :P Bu seferlik acemiliğime geldi spor ayakkabım yoktu :) Haftaya bomba gibi hazır olucam maça :)
yazan BasakEsin , 7 Nisan, 2009
Bu sene 2. si düzenlenen Blog Ödülleri organizasyonu çok büyük bir katılımla başladı. Ben de bir blog yazarı olarak ve bu organizasyonun blog dünyasına renk kattığını düşünerek gene KİŞİSEL kategorisinde basakesin.net ile yerimi aldım. Bu sene ki ödül benim için ayrı bir anlamlı :) Her kategorideki birincileri Letoonia Tatil Köyü’nde (Fethiye/Belek) 2 kişilik tatil bekliyor. Malumunuz ben Fethiye’li olduğum için bana biraz garip bir ödül (Hele ki evim Letoonia’nın karşısındayken) Aslında bloga eğlence katmak için bu ödülü kazanırsam okuyucularımdan birine hediye etmeyi düşünmüştüm ama hediye hediye edilmez mantığından kazanılan ödül devredilemiyormuş :( Bu nedenle üzgünüm… (Bu paragrafta benim ödüle ihtiyacım yok oyunuzu başkasına verin gibi oldu :) )Neyse zaten önemli olan kazanmak değil yarışmak deyip bu konuyu burada kapatıyorum :)
Ama hazır yazmaya başlamışken tüm blog yazarı arkadaşlarıma bir uyarıda bulunmak istiyorum. Uzun zamandır bloga çok zaman ayırıp yazı yazamıyorum çünkü genelde FriendFeed’de geziniyorum ve bu aralar blog dünyasının çok kirlendiğini düşünüyorum.Bununla ilgili de bir kaç şey söyleyip konuyu kapatayım :) Öncelikle ilk rahatsızlığım artık blog yazarları yazı ya da görüş üretmek yerine tamamen reklam ve kişisel kavgalara döktü olayı ve bundan ben hiç hazetmiyorum. Şirketler reklamlarını yapıyor,tanıtımlarını yapmaları için blog yazarlarına bir sürü şeyler sunuyorlar ve bunlar açıkçası beni mutlu ediyor.Çünkü bu artık blog yazarlarının dikkate alındığını kitleleri etkileyebildiğini gösteren bir açılımdır. Ama herşeyin tadında güzel olduğunu düşünüyorum. Diğer konu kişisel çatışmalarda ise artık FF’den takip ediyorum ve yavaş yavaş sorun çıkartan insanları listemden çıkarıyorum çünkü ben oraya bilgi almak ya da arkadaşlarımla birşeyler paylaşmak için giriyorum benim için ordaki polemikler Demet Akalın-Hande Yener polemiklerinden farksız olamaya başladı… Bu paragrafta birazcık iç dökme yazısıydı.
Son olarak Blog Ödülleri’nde oyunuzu kullanmayı unutmayın… Oylama başlayınca gene bir hatırlatma yazısı yazarım :P