BasakEsin

Archive for Nisan, 2008

İzmir Büyükşehir Belediyesi Piriştina Burs Sonuçları

Daha önce bu yazımda belge getirmeye hak kazanan adayların açıklandığını yazmıştım.Artık sonuçlarda yavaş yavaş açıklanmaya ve ödemeler yapılmaya başlandı.İlk grupta başvuranların sonuçları açıklandı.İkinci grupla başvuran arkadaşların sonuçlarının ise yakın bir zamanda açıklanması bekleniyor.Siz de başvurunuza bu sayfadan TC kimlik nonuz ile bakabilirsiniz.

4 comments

Güne Pınar’a gittim gelicem!

Evet geçen haftaki yazımda bloggünlerine benimde katıldığımı belirtmiştim.Bu hafta gün için Pınar‘a gidiyoruz.Bilemiyorum artık bize ne hazırlıklar yapıyor ama eminim çok güzel şeyler hazırladı :P … Neyse bloggünleri çerçevesindeki yazımda bu hafta Pınar’ın nam-ı diğer Mınar’ın dedikodusunu yapıyorum. Kişisel blog okuyucularının çoğunun yakından tanıdığı bir blog yazarı Pınar, biz de onunla bloglarım sayesinde tanıştık fakat artık şu ortamdaki dostlarımdan diyebiliyorum rahatça ona… Çünkü yaptığı yorumlar,söyledikleri,tarzı çok samimi ve en önemlisi de size değer verdiğini hissettirmesi benim çok hoşuma gidiyor.Bloguna gelince genelde kişisel yazılarını yazıyor fakat okurken hiç sıkılmıyorsunuz özellikle de benim Mınar diyalogları diye tanımladığım kısımlarda Mınar-bloguyla; Mınar-kuaförüyle çeşitli diyaloglara giriyor.Ben okurken çok eğleniyorum.Tabiki de kişisel bir blogda olması gerektiği tarzda haberlere,sevinçlerine ve öfkelerine de yer veriyor… İşte tam da bu nedenle ; iyi bir arkadaş olduğu için,iyi bir blog yazarı olduğu için bu haftanın tüm altınları Pınar’a gidiyor…

2 comments

Haberleşmenin tarihi…

Dün haberleşme sınavımda vardı… Berbat geçti… 10 belki alırım.Neyse konumuz bu değil.Ben kitaba çalışmaya haberleşme tarihinden başladığım için (ilk ünitenin ilk 2 sayfası :) ) 5. üniteye kadar olan yere yetişemedim :P Ben de sizlere haberleşme tarihinin kısa tarihini anlatmak istedim.Bilmeyenlerde biraz fikir sahibi olsun diyee :)

Haberleşme konusunda en önemli icatlardan birisi 1799 yılında Alessandro Volta’nın bataryayı üretmesi oldu.Bununla birlite yeni cihazların yapımı konusunda önemli bir adım atıldı ve 1837 ‘de Samuel Morse telgrafı buldu ve duyurdu. Mayıs 1844′ de çalışmayan başlayan ilk telgraf hattı Washington ve Baltimore arasındaydı.Ve bu telgraflarda Morse alfabesi olarak bilinen nokta ve çizgilerden oluşan bir allfabe kullanılıyordu.Morse alfabesini burda bulabilirsiniz…1875 yılında Emile Baudot telgraf için bir kod geliştirdi,bu kod sayesinde Morse Alfabesi yerine artık İngiliz Alfabesi kullanılabilecekti.Telgraf konusundaki en büyük kilometre taşı 1858 yılında Amerika’yı Avrupaya bağlayan transatlantik kablosu oldu.

Telefon 1870′lerde Alexander Graham Bell tarafından icat edildi ve Graham Bell 1876′da patentini alarak 1877′de Bell Telephone Company ‘i kurdu.İlk başlarda kısa mesafelerde yapılabilen telefon görüşmeleri triode amplifier ‘ın Lee De Forest tarafından 1906 da bulunması ile 1915′den itibaren kıtalararası telefon görüşmelerine başlandı.

II. Dünya Savaşı sırasında transatlatik kabloları kesildi ve 1953′e kadar düzeltilmedi.1953′den sonra tekrar Amerika ve Avrupa arasındaki bağlantı sağlandı.Son 30 yıldır ise bakır kabloların yerini fiberoptik kablolar almaya başladı.

Kablosuz Haberlşemenin ilk adımları ise 1820′lerde Oersted,Faraday,Maxwell,Gauss ve Hertz tarafından atılmıştır.Önce Oersted elektrik akımın bir manyetik alan yarattığını göstermiş,Faraday da magnetic alanda değişimlerin elektrik alan ve manyetik bir akım yarattığını ortaya koymuştur.1865 yılında Maxwell elektromagnetik alanın oluşumunu tahmin etmiş ve ana teoriyi fomüle etmiştir.1877 ise Maxwell’in teorisi Hertz tarafından kanıtlanmıştır.1895 yılında Marconi radio sinyallerini 2 km mesafeye iletmeyi başarmıştır,1901′de ise Cornwall’da (İngiltere) 1700 mil uzağa radyo sinyallerini yollamıştır.

1920′de AM (amplitude modulation) başlaması ile AM yayını hızlı bir şekilde yayılmıştır.1933′de Armstrong tarafından FM (frequency modulation) başlatılmış ve FM yayına geçilmiştir.Fakat II. Dünya Savaşı’na kadar AM yayınlar FM ‘e göre daha popüler olmayı sürdürmüştür,II. Dünya Savaşı’ndan sonra hızla FM yayın artmaya başlamıştır.

İlk televizyon yayını 1929′da V.K. Zworykin tarafından Amerika’da gerçekleştirilmiştir.Fakat toplumsal televizyon yayını 1936′da Londra’da British Broadcasting Corporation (BBC) tarafından yapılmıştır.

İşte hayatımızda damgasını vuran icatların tarihçesi… Neyse belki bir gün elektronik yapılarını ve çalıma prensiplerini de anlatırım sizlere.Bu yazı bizim Communication Systems Engineering (John G. Proaskis,Masoud Salehi; II. Edition) kitabından Türkçeye çevirip özet çıkartmak sureti ile yazılmıştır.Bir iz bırakabildiyse ne mutlu bana :) Eğer kitabın solution manueline ihtiyacı olan arkadaşlar varsa da www.elektrotekno.com adresinden edinebilirler.

4 comments

Dizi Önerileri

Başlıktan bu yazıyı yazmamdaki amaç sevdiğim dizileri bu blog okuyucularıyla paylaşıp tavsiye edeceğim şeklinde düşünülebilir.Evet aslında ona da değineceğim ama zaten çoğunluğun bu dizileri izlediğini tahmin ediyorum.Bense sizlerden bana yeni dizi önerilerinde bulunmanızı istiyorum. Malumunuz ben boş ( :) ) bir insan olduğum için hayatımı TV karşısında çekirdek çıtlayarak geçirebilirim. Ama maalesef beni Türk yapımı diziler pek açmıyor. 50 bölüm sonrasını tahmin edince insan sıkılıyor. (Bi ara Melekler Adası vardı(Hande Ataizi,Nurgül Yeşilçay oynardı) O dizinin bir bölümünü kaçırdınmı kimin eli kimin cebinde anlayamazdın.İşte ben buna dizi derim :P ) Neyse ben şu sıralar (2-3 hafta öncesine kadar) LOST ve Prison Break’de takılıyordum ama malumunuz şımarık LOST (artık iyice biryerleri kalktı) tatile girdi.Nedenini bilmiyorum,araştırmadım da :P. Prison Break dersen 13. bölümde sezonu bitirdi.(gerçi o da kendini tekrar etmeye başlamıştı). Artık How I Met Your Mother? izliyorum.Yeni başladığım için daha ancak 1. sezonu bitirdim.Bence çok eğlenceli bir dizi gerçi Friends daha güzeldi ama bu da süper…Neyse ona devam ediyorum şu aralar ; ben biraz sıkılgan bir insan olduğum için film seyredemiyorum.Ya da seyrettiğim film birşeye benzemiyor.Prime time reklam aralığıyla mola verme potansiyelim var ondan dizi izlemek tercih sebebidir.Neyse gelelim sadete… Benim yeni yeni dizilere ihtiyacım var…Böyle izlemelere doyamadığınız bağımlılık yapan dizileriniz varsa lütfen bekliyorum önerilerinizi??? Herkese iyi seyirler…

10 comments

Kendimi di{n}lemek istiyorum…

Wordpress’im 2.5 oldu ama ben şöyle doya doya bloguma birşeyler yazamadım.Aslında bu aralar kafamda bloga yazmak için çok güzel fikirler var.Ama düzgün bir yazı oluşturabilmek için malum zaman ve enerjiye ihtiyacım var.Bu aralarsa kendimde en ufak enerji kırıntısı dahi göremiyorum.Sürekli sınavlar,ödevler ve sorumluluklar.Hayatımda hiç ciddi anlamda bu kadar sıkılmamıştım.Sanırım iki hafta önce ölümü çok yakınımızda yaşamamız bizi hayata farklı noktadan bağladı.Sürekli gezip eğlenmek sevdiğim tüm insanlarıda yanımda görmek istiyorum.Canımı hiçbirşeye sıkmak istemiyorum.Sürekli mutlu olmalıyım sürekli rahat olmalıyım ve belki o zaman daha güzel şeyler üretebilirim.Ama böyle olmamalı bugünden ,son gece de çalışacak olsam haftaya cumaki sınavın korkusu sarmamalı beni… Sanırım benim kısada olsa kafamda en ufak düşünce olmadan dinlenecek bir tatile ihtiyacım var.Tüm İYTE yetkililerine duyurulur… :) Sadece dinlenmek ve rahatlamak istiyorum!!!

1 comment

Artık Wordpress’im 2.5

Bloglarla içe içe olan herkes wordpress kullansın kullanmasın wordpress’in yeni sürümünün yayınlandığını okumuştur.Yaklaşık 1.5 yıldır wordpress kullanıyorum ama bilen bilir daha önce iyte.net sponsorluğunda bir blogum vardı ve tüm resmi(altyapı işleri) işleri Alp yapıyordu.Ben sadece yazı yazıp tema değiştiriyordum.Kendi hostuma geçtiğimden beri sürekli admin paneli sayfasında bir uyarıyla karşılaşıyordum.Lütfen sürümünüzü yükseltin diye ama hiç bunu yapmaya cesaretim olmamıştı.Ya tüm yazılarım uçarsa ben şimdi nasıl yedek alıcam.Dİyelim yedek aldım blog uçtu eee sonra nasıl eski haline getiricem falan filan… Ben de en kolay yol olan yükseltmemeyi seçmiştim.Ama wolkanca‘nın yazısını okuyup wordpress automatic upgrade eklentisini kurunca herşey değişti.Çünkü ben sadece next dedim durdum.Herşeyi 1-2 dakika içinde blog kendi kendine halletti.Eğer benim gibi acemiler varsa şiddetle bu eklentiyi tavsiye ederim.Eklentiyi burdan indirip kurabilirsiniz.

4 comments

Sadelik…

Gene temamda değişikliğe gittim…Biliyorum bu blogun sürekli okuyucuları bu olaydan sıkıldı ama blogumun beni yansıtmasını istiyorum ve temayla oynarken çok  eğleniyorum.Neyse ama bu tema bence çok güzel sapsade… Yavaş yavaş Türkçeleştirmeye görsel birşeyler katmaya da başladım mı bence süper olur :) Bu arada benim az sonra sınavım var saat 12:00 den önce bu yazımı okuyanlar dua etsinler :) Çünkü gerçekten işim Allah’a kaldı :) Aman neyse zaten sabah çay döktüm elimi yaktım,canım sıkkın,sınav var içim daralıyor ve artık biliyorum ki bunların hiçbirisi önemli değil hayat faniii sınav dediğinde gelip geçici birşey… İyi geçer kötü geçer o kadar da önemli değil … Mühim olan insanlık… Şeklinde geyiklerimle yeni tema duyurumuna sonuna geldim :)

4 comments

Blog Günleri başlıyor…

blog günü logoAyy ben hep kıl olmuşumdur gün muhabbetlerine kadınlar bir araya gelir yer içer en önemlisi de dedikodu yapar… (gerçi ben genel olarak ev gezmelerini hiç sevmem)Ama bu sefer ki günümüz çok farklı :) Kızlı erkekli hep birlikte sanal ortamda bloglarımızda günler düzenliyoruz.Geçen seze 1. sezonunuyla yayında olan blog günleri bu hafta 2. sezonu açıyor.Ben ve Dilek‘im de Omar‘ın davetiyle günün yeni müdavimleri haline geldik.Kısaca blog günü nedir diye anlatmam gerekirse… Efendim bizler 12 blogcu her hafta birimizin blogu için toplanıyoruz, ve içimizi döküyoruz bir nevi birbirimizi çekiştiriyoruz :P… Yani her hafta her blog sahibi içimizden o haftanın talihlisini ve blogunu tanıtıyor… Böylelikle hem blogcular arası kaynaşma olduğuna inanıyorum hem de bloglara farklı bir hareket geldiğine :)Her sezon daha da büyüyürek gitmesini umut ettiğim bloggünüyle ilgili ayrıntılara burda son verip acilen ders çalışmam gerekiyor :P

3 comments

22 yıl önce bugün bir güzel doğmuş :P

Bazı arkadaşları vardır insanın yıllar geçse de hiç görüüşmeselerde hep en yakın arkadaşım dersin… Bilirsin ki başın derde girse,konuşacak birine ihtiyacın olsa o sana sırtını dönmez… Hep sana destektir yanındadır… Ne kadar şanslıyım ki benim böyle bir çok arkadaşım var(sanırım liseyi yatılı okumanın faydaları)…Ama bugün onlardan en özelinin doğum günü :) Canım kedim Dicle’min doğum günü…Ben de burdan kutlamak istedim onun doğum gününü umarım çok güzel bir gün geçiriyorsundur canım arkadaşım… Seni çok seviyorum ve çok özledim…Çaktırma ama birazcık daha yaşlandın :P

2 comments

Favori Replik {MiM}

Serdarrca beni mimlemiş.Çok sevindim :) Mim konumuz bir dizi ya da film repliği ama en çok sevdiğiniz… Benim ki sanırım bir sezercik filminden… Fıstık (çok sevimli bir sıpa) açık arttırmaya çıkartılıyor ve şımarık bir çocuk babasına bu replikle alması için ısrar ediyor.

“benim olucak fıstık,binicem üstüne vurucam kırbacı vurucam kırbacı”

Ben de bu mimi Dilek ve Emelsen ‘ e yolluyorum… Dökülün bakalım repliklerinizi :)

Ayrıca konusu gelmişken bu replik olayıyla ilgili çok güzel bir blog var belki ilginizi çeker : www.favorireplik.com

1 comment

« Önceki SayfaSonraki Sayfa »